Mutlu Jön:
Amsterdam’da muffin yemiş gibi bir yüz ifadeleri vardır.
Yüzlerindeki sürekli gülümseme ifadesi ile insanı korkutabilirler. Eski
İstanbul Türkçesi konuşur (veya konuşmaya çalışır), her söylenene mutlaka
gereksiz kibar ve mutlu cevaplar verir, en gergin ve sinirli anınızda sizi
hayattan daha da çok nefret etmeye iterler. Aynı yolu gide gele Nirvana’ya
ulaşmış olup olmadıkları merak konusudur; zira o sabrın ve ermiş tavırların başka
bir açıklaması da yoktur. İnsan dolmuşta mı, VIP transfer aracında mı zaman
zaman kestiremez, şüpheye düşer. Çağdaş dolmuş kültürü ruhuna son derece aykırı
olan bu tipler, soylarının tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.
- Afedersiniz
hanımefendi..Bozuk paranız var mıydı acaba?
Memur:
Bana göre ideal şoför tipidir. Etliye sütlüye karışmaz,
kurallara uyar. Teşekkür edene de, iyi günler dileyene de, küfredene de aynı
duyarsızlıkla yaklaşır. Bela aramaz. Ota bo*a korna çalmaz. En sinirli anında
elini “Allah Allah” dermiş gibi ağır çekim kaldırır ve tekrar direksiyona
koyar. Ekoseli gömlek giyer ve düğmelerini göğüs kıllarını göstermeyecek kadar
kapatır. Bu tiplerin en sevdiğim yanı da gaz ve fren kombinasyonunu optimum
düzeyde kullanabilme kabiliyetleridir. Kusturmazlar. Uzaktan da olsa nispeten
sevilesidirler. Radyoda çalan “Cızırt FM” içlerinin öldüğünün kanıtıdır adeta.
İçlerinden seri katil çıkması mümkündür, bu bakımdan dikkat edilmesi gerekir.
- Bozuğunuz
var mıydı bayan?
A g r e s i f :
Önceden kestirilmesi zor şoför tipidir. Sıklıkla “memur”
tipi ile karıştırılırlar. Ancak borderline personality özellikleri
taşıdıklarından çoğu zaman uzaktan bakıldığında kendilerinde yanıltıcı bir
sakinlik gözlenir. Bu, fırtına öncesi sessizliğe benzetilebilir. Onlara yaklaştıkça
auralarındaki negatif enerji ve 580 voltluk elektrik hem kalbinize hem ruhunuza
işler. Artık onun etki alanına girmiş cyborg bir yolcu olarak, saniyede 43 kez
yaptığı ani frenlere önlem olarak sol ayağınızı yarım adım önde tutmak, sağ
elinizle de en yakındaki stabil herhangi bir yere sabitlenmiş metal objeye
tutunmak zorundasınızdır. En öndeyseniz, cesaret hapı almadığınız sürece (-ki
ben genelde alıyorum), emniyet kemeri takmaya cesaret edemezsiniz. Asfalt
annesine küfretmiş gibi araba kullanır, bütün para vereni tersler,
Kızıltoprak’ta inmek isteyene (trafik ışıkları olmayan yoldan gitmesini
engelleyeceği için) “kıl” olur. Yiğitlere b*k sürdürmeme derdindeyseniz, bu
yolculuğu atlatabilme şansınız %0,001’dir. Zorlamayın.
- Paralar
bozuk olsun!!
Bıçkın Delikanlı:
“Bacımsın” tipi de denilebilir. Şöyle ki; dolmuş sınırları
içersindeki her kadın bacısıyken, yolda yürüyen her dişinin vücut-kitle
endekslerini hesaplamada ustalaşmış bireylerdir. Bu nedenle aynalı Rayban
tercih eder, sürekli kalkık olan tek kaşları gözlüğün üzerinden görünecek
şekilde dururlar. Cool tavır takınmaya çalışsalar (ve çoğu zaman başarsalar)
da, sevdikleri kız uğruna dolmuş şoförü olmuş gibi bir halleri vardır.
Asilikten midir, yılların kadınsızlığından mıdır bilinmez, arabalarının
kornasıyla adeta yapıştırılmaları unutulmuş siyam ikizi gibi olduklarından, Sahilyolu
ve Bağdat Caddesi gürültü kirliliğinin %85’inden sorumlu olsalar da, yolcuların
saçlarını bozmadan dolmuşu havalandırma maksadıyla “yarım açılma fonksiyonlu
dolmuş kapısı”nı kullananlar yine onlardır.
- Ablacım
bozuk yok muydu?
Vecihi:
- Para üstünüzü verdim dimi abla.. (Vecihi ya para alış verişi bile hızlı)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder